21 Ağustos 2018 , Salı - 05 : 15
Anasayfa » KUR'AN-I KERİM » Nâziât Sûresinin Türkçe Anlamı

Nâziât Sûresinin Türkçe Anlamı

Mekke’de inmiştir. 46 âyettir.

1- Andolsun (kâfirlerin ruhlarını) şiddetle çekip çıkaranlara,

2- (Mü’minlerin ruhlarını) yavaşça çekip alanlara;

3- Yüzdükçe yüzenlere,

4- Yarıştıkça yarışanlara,

5- Her bir işi düzenleyenlere…*

6- O sarsıntının sarsacağı gün,

7- Ardından onu diğer bir sarsıntı izleyecek.

8- O gün bazı kalpler titrer,

9- Gözleri korkudan öne düşer.

10- Onlar derler ki: “Biz gerçekten eski halimize döndürülecek miyiz?”

11- “Biz, çürümüş kemikler olduktan sonra mı?”

12- Dediler ki: “O halde bu, ziyanlı bir dönüştür.”

13- Fakat o (dönüş) *, ancak bir tek haykırıştır.

14- Ansızın onlar, (diri olarak) toprağın üzerindedirler. *

15- Musa’nın haberi sana geldi mi?

16- Hani Rabbi ona mukaddes Tuvâ vadisinde seslenmişti:

17- “Firavun’a git. Çünkü o, pek azmıştır.”

18- De ki: “Temizlenmek ister misin?”

19- “Ve sana Rabbinin yolunu göstereyim de korkasın.”

20- (Musa) ona en büyük mucizeyi gösterdi.

21- Fakat o (Firavun) yalanladı ve isyan etti.

22- Sonra da koşarak sırtını döndü.

23- Hemen (adamlarını) topladı ve bağırdı:

24- “Ben sizin en yüce Rabbinizim!” dedi.

25- Bunun üzerine Allah onu, hem ahiret, hem de dünya azabıyla cezalandırdı.

26- Şüphesiz ki bunda korkacak kimseler için elbette bir ibret vardır.

27- Yaratılış bakımından siz mi daha çetinsiniz yoksa gök mü? Ki onu (Allah) bina etti.

28- Onun boyunu yükseltip düzenledi.

29- Gecesini kararttı, gündüzünü de açığa çıkardı.

30- Bundan sonra da yeri yayıp döşedi.

31- Ondan suyunu ve otlağını çıkardı.

32- Dağları ise sapasağlam oturttu.

33- (Allah bunları) size ve davarlarınıza fayda olmak üzere (yaratmıştır).

34- Fakat o en büyük bela geldiği zaman;

35- O gün insan, neye koştuğunu hatırlar.

36- Gören kimse için, cehennem apaçık gösterilecek.

37, 38- Artık kim haddi aşıp dünya hayatını tercih etmiş ise;

39- Hiç şüphesiz cehennem, varılacak yerin ta kendisidir.

40- Fakat kim de Rabbinin huzuruna varmaktan korkmuş ve nefsini hevâdan alıkoymuş ise;

41- Hiç şüphesiz cennet, varılacak yerin ta kendisidir.

42- Sana kıyametten soruyorlar; demir atması (vukû’u) ne zaman diye.

43- Sen nerede, onun vaktini söylemek nerede?

44- Ona ait nihaî bilgi ancak Rabbine aittir.

45- Sen ancak ondan korkacak olanları uyarıcısın.

46- Onu görecekleri gün onlar, sanki (dünyada) bir akşam yada bir kuşluk vaktinden başka kalmamış gibi olurlar.

Çeviri: Yusuf Semmak

Hakkında Yusuf Semmak

Müfessir, Edib, Mütefekkir, Araştırmacı, Yazar

BUNA'DA BAK!

Kısa Sûrelerin Türkçe Anlamları

KISA SÛRELERİN TÜRKÇE ANLAMLARI

105 – 114 ARASI  SÛRELERİN TÜRKÇE ANLAMLARI   Çeviri: Yusuf Semmak

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

3 × 3 =