25 Şubat 2018 , Pazar - 16 : 34
Anasayfa » AKAİD - TEVHİD » Ömer Nesefî Akâidi Tercüme ve Şerhi – 2

Ömer Nesefî Akâidi Tercüme ve Şerhi – 2

ÖMER NESEFÎ AKÂİDİ TERCÜME VE ŞERHİ – 2

 

Bu ikinci derste, Nesefî metni esas alınarak; ilim elde etme sebeplerinden olan “Akıl” konusu işlenmektedir. Bu kapsamda akıl ile nakil karşı karşıya gelirse naklin akla tercih edilmesi gerektiği, sahîh akıl ile selîm aklın asla çatışmayacağı, akıl ile Nass arasında zâhiren zıtlık olursa ya aklın sağlıklı olmadığı ya da naklin sahîh olmadığı meseleleri, istidlâlî ilim ile iktisâbî ilim konuları üzerinde durulmaktadır. Ayrıca ilhâm’ın, ilim elde etme sebeplerinden olmadığı mevzuu, âlemlerin bütün parçalarıyla sonradan yaratıldığı ve yaratılan her şeyin bir yaratıcısının olduğu gerçeği, a’yân ve araz meseleleri izah edilmektedir. Hayırlara vesile olmasını dileriz.

 

DERSTE İŞLENEN KONULARA AİT METİN VE TERCÜMELER

 

6 – AKIL

وَأَمَّا الْعَقْلُ: فَهُوَ سَبَبٌ لِلْعِلْمِ أَيْضًا وَمَا ثَبَتَ مِنْهُ بِالْبَدَاهَةِ، فَهُوَ ضَرُورِىٌّ كَالْعِلْمِ بِأَنَّ كُلَّ شَىْءٍ أَعْظَمُ مِنْ جُزْئِهِ. وَمَا ثَبَتَ مِنْهُ بِالْإِسْتِدْلَالِ فَهُوَ كَسْبِىٌّ
Akla gelince, akıl da (duyular ve sâdık haber gibi) ilim elde etme vasıtasıdır. Akıldan bedîhî (herkesçe bilinen apaçık hakikat) olarak sâbit olana zarûrî ilim denir. Her şeyin, kendi parçasından daha büyük olduğunu bilmek gibi. İstidlâl ile akıldan sâbit olan (akılla ortaya çıkan) ilim ise kesbîdir. (Bedîhî, derinlemesine düşünmeden aklın ilk yönelişinde ortaya çıkan bilgidir. İstidlâl, delil üzerinde düşünme ve araştırma yapmakla ortaya çıkan ilimdir. Yani bir konuda kanıtlara dayanarak sonuç çıkarmadır, delil ile anlamadır. Kesbî ya da iktisâbî ise, doğuştan olmayıp sonradan kazanılan ilimdir.)

 

7 – İLHÂM, İLİM ELDE ETME SEBEPLERİNDEN BİRİ DEĞİLDİR

وَالْإِلْهَامُ لَيْسَ مِنْ أَسْبَابِ الْمَعْرِفَةِ بِصِحَّةِ الشَّىْءِ عِنْدَ أَهْلِ الْحَقِّ
İlhâm, Ehl-i Hak yanında (Ehl-i Sünnet âlimlerine göre), bir şeyin doğruluğunu (sıhhatini, sahîhliğini) bilmenin sebeplerinden biri değildir.

 

8 – ÂLEMİN HUDÛSU

(SONRADAN MEYDANA GELMİŞ OLMASI, EZELÎ OLMAMASI)

وَالْعَالَمُ بِجَمِيعِ أَجْزَائِهِ مُحْدَثٌ. إِذْ هُوَ أَعْيَانٌ وَأَعْرَاضٌ
Âlem, bütün parçalarıyla (göklerdeki ve yerdekilerle birlikte) muhdes (sonradan meydana gelmiş)tir. Çünkü âlem, a’yân ve arazlardan oluşur.

 

9 – A’YÂN VE ARAZ

فَالْأَعْيَانُ: مَا يَكُونُ لَهُ قِيَامٌ بِذَاتِهِ. وَهُوَ إِمَّا مُرَكَّبٌ وَهُوَ الْجِسْمُ، أَوْ غَيْرُ مُرَكَّبٍ كَالْجَوْهَرِ: وَهُوَ الْجُزْءُ الَّذِى لَا يَتَجَزَّأُ. وَالْعَرَضُ: مَا لَا يَقُومُ بِذَاتِهِ وَيَحْدُثُ فِى الْأَجْسَامِ وَالْجَوَاهِرِ كَالْأَلْوَانِ وَالْأَكْوَانِ وَالطُّعُومِ وَالرَّوَائِحِ
A’yân, bi zâtihi (kendi kendine) kıyâm hakkına sahip olan bir varlıktır. A’yân, ya mürekkebdir (bileşiktir) ki, bu kısma cisim denir; ya da mürekkeb değildir ki, buna da cevher denir. Cevher, cüz-i lâ-yetecezza (bölünemez en küçük parça)dır. Araz, zâtıyla kâim olmayandır (yani başkasının varlığıyla kâim olur). Renkler, oluşlar, tatlar ve kokular gibi, cisim ve cevherlerde (cismin üzerinde renk, tat, koku gibi vasıflar ve cisimlerin dört temel özelliği -ekvân-ı erbea- yani cisimlere ârız olan ictimâ/birleşme, iftirâk/ayrılma, hareket ve sükûn/sakinlik gibi durumlar olarak) ortaya çıkarlar.

 

Ömer Nesefî Akâidi Tercüme ve Şerhi – 1 Ömer Nesefî Akâidi Tercüme ve Şerhi – 3 Ömer Nesefî Akâidi Tercüme ve Şerhi – 4

Hakkında Yusuf Semmak

Müfessir, Edib, Mütefekkir, Araştırmacı, Yazar

BUNA'DA BAK!

“Tevessül ve Kabr-i Nebi’yi Ziyaret” Adlı Kitabımız Çıkmıştır!

  “Tevessül ve Kabr-i Nebî’yi Ziyâret” adlı kitabımızda yer alan başlıca konular: Hayırlara vesîle olmasını …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir