21 Ağustos 2018 , Salı - 05 : 17
Anasayfa » NASİHATLER » Sosyal Sorunlarımız : Apartman ve Site Yaşamı

Sosyal Sorunlarımız : Apartman ve Site Yaşamı

Günümüzde insanlar, dünya nüfusunun sürekli artması nedeniyle, çok katlı apartmanlar ve apartmanların bir araya gelmesiyle oluşturulan sitelerde kümeler halinde yaşamayı tercih eder hale gelmişlerdir. Tüm dünyada apartman ve gökdelenler, dünyanın arazilerini daha ekonomik kullanmak amacıyla hızla yayılmaktadır. Bu şekilde, sürekli artmakta olan dünya nüfusunun, yüzölçümü bakımından daha az bölgelerde istihdam edildiği iddia edilmektedir. Sonuçta, müstakil evlerde yaşamak yerine, toplu yaşam alanlarını tercih eden yahut tercih etmek zorunda kalan insanlar, pek çok sosyal sorunlarla karşılaşabilmektedirler. Her ülke, bu sorunları çözmek adına kendilerince bir takım çözümler üretmiş olsalar da, kanûnî olan her şeyin meşru ve âdil olmayacağı gerçeği göz önünde bulundurulursa; sosyal sorunların ne denli önem arz ettiği gerçeği inkâr edilemez. Hızla kalabalıklaşan şehirlerde yaşayan kozmopolit yapıdaki insan kalabalıkları aynı yolları, aynı sokakları, aynı çarşı ve pazarları, aynı marketleri ve aynı toplu taşıma araçlarını kullanmaktadırlar. Bu kalabalık ortamların insanlar arası ilişkiler açısından pek çok sorunlar doğuracağı muhakkaktır.

Sosyal sorunlar, çok çeşitli olmasına rağmen; biz özellikle, apartman ve site yaşamından kaynaklanan bir takım sorunlara ve değerlendirmelere yer vereceğiz. Bu yazımızla, ortak yaşam alanlarında, komşuluk hukukunun gözetilmesi ve kimsenin haksızlığa uğratılmaması amacını hedeflemekteyiz… Hukukun, yalnızca yazılı metinlerden ibaret olmadığı; hukukun vicdanî ve manevi boyutunun da olduğunu hatırlatarak, ortak menfaatlerin elde edilmesinde veya ortak sorunların çözülmesinde komşularla istişare etmenin ve onların rızalarını almanın gereğine işaret etmek amacındayız. Konuyu çok detaylandırmadan, herkesin yaşaması muhtemel bir takım sorunlardan ve çözüm şekillerinden somut örneklerle konumuzu açıklamak istiyoruz…

Mülk Sahiplerinin Salt Çoğunluğunun Yada Toplantıya Katılanların Çoğunun Oylarıyla Kararlar Almak:

Apartman, site gibi ortak yaşam alanlarında salt çoğunluğun oylarıyla kararlar almak, bu karara -haklı olarak- karşı çıkanlara maddi ve manevi açıdan zulümdür. Oysa umumî işlerde bütün kararlar, meşru ve mubah konularda ve oybirliğiyle alınmalıdır; kimseye maddî veya manevî açıdan haksızlık yapılmamalıdır.

Örnek olarak verdiğimiz site yönetimini ele alalım. Site yönetimi apartman ve site yönetim programıdır. Siteye ait genel giderlerin belirlenmesi ve bu giderlerin site üyelerine oturdukları dairenin metre karesi cinsinden pay edilmesi esasına göre çalışır. Bu ortak giderler çoktur ve çeşitlidir. Bu giderlere yenileri de eklenebilir. Giderlerden bir kısmını ifade edelim: Ortak kullanım alanları adına yapılan masraflar, tadilatlar, onarımlar, bakımlar, blokların ve bahçelerin güzelleştirilmesi ve estetiği, çevre düzenlemeleri, hizmetli maaşları. Bu genel başlıklar altında sayısız yükümlülükler mevcuttur. Tesislerde bekçi evi, aydınlatma direkleri, trafo merkezi, bahçe duvarları, bahçe sulama devreleri vb bakım, onarım, düzenleme koruma ve yenileme giderleriyle ortak tesislerin işletme giderleri, su motoru, çöplerin alınması, çevre aydınlatılması, garajların aydınlatılması, kapıcı, bekçi, güvenlikçi, bahçıvan maaşları ve onlara ait masraflar, diğer apartmanları ilgilendirmeyen kendi apartmanına ait yakıt gideri, çatı onarımı, çatıdaki müşterek TV anteni bakımı, apartmanın kalorifer kazanı, hidroforu, asansör bakımı vb giderler, apartman giderleri için tahsil edilen sabit aylık, yönetici maaşı, apartmanların yapımı esnasında müteahhitlerce yapılmamış, eksik bırakılmış yada ucuz malzeme kullanılmış zarurî gereksinimlerin yapımı ve tamamlanması (kalorifer tesisatı döşenmesi, iç yada dış yalıtım yada straforu vb) ve onarımı gibi mükellefiyetler ile normal ve olağan toplantılarla alınan kararlardan doğan yükümlülükler. Zira Kat Mülkiyeti Kanununa göre; lüzumu halinde yönetici, denetici veya daire sahiplerinin üçte birinin yazılı çağrısı üzerine olağanüstü toplantılar yapılabilir. Apartman kat malikleri kurulu her sene Mayıs ayının ilk yarısında; site kat malikleri kurulu ise 2. yarısında toplanır. Ayrıca daire maliklerinden hiçbiri ortak yerler üzerindeki kullanma hakkından vazgeçmek veya bunlardan yararlanmağa lüzum ve ihtiyaç duymadığını ileri sürmek sûretiyle gider veya avans payını ödemekten kaçınamaz. Sonuç olarak kat mâliklerince seçilen site yönetiminin KMK’a göre almış olduğu kararlara azınlığın itiraz etmesi yada o yükümlülüklerden feragat etmesi mümkün değildir. Ortak yaşam alanlarında çok seslilik olacağı için, bir meselede herkesin aynı görüşte olması imkânsızdır. Ortak ilişkilerin ruhunu ortak menfaatler oluşturduğu için, alınan kararlar yada istekler ekonomik yükümlülükler gerektirmektedir. Herkesin de aynı gelir düzeyinde olamayacağı, maddiyata tekabül eden bazı kararların bazı kişilerce ihtiyaç kabul edilmeyebileceği yahut da bazı işlerin israf yani haram olabileceği için –ekonomik durumu elverse dahi- kişisel inancı itibariyle bu işe katılmak istemeyebilir. İşte bu durumlarda ortak kararlar alınmışsa, apartman ve site sakinlerinin ortak menfaatlerinin gözetilmesi esastır. O kararlara muhalif olmak bir anlam ifade etmez! İşte haklı olarak muhalif duruş ortaya koyanlara, şer’an ihtiyaç olmayan o işin sorumluluğunun yüklenmesi zulümdür ve kul hakkını muciptir.

Sosyolojik yönden incelendiğinde; özellikle manevî açıdan insan vicdanını rahatsız eden uygulamalara oldukça çok rastlamaktayız. Sosyalleşme, medenî olmanın yani şehir hayatını benimsemenin doğurduğu bir sonuçtur. Sosyoloji yani toplum bilimi; insan ve toplum arasındaki ilişkileri ve etkileşimi ele alır. Kişinin sokakta karşılaştığı farklı bireylerle ilişkilerinden küresel ilişkilere kadar geniş bir yelpazesi vardır. Bu bilim, fertlerin, grup ve kurumların toplum içinde nasıl yaşadıklarına odaklanır ve inceler. Sosyoloji (Sociology) Yunanca “bilim” anlamına gelen “logy” eki ve genel anlamda insanı işaret eden üye, yoldaş, arkadaş yada dost anlamındaki, “socius” kelimesinden gelen “socio” kökünden oluşur. Yani teorik olarak bakıldığında, insanların hak ve hukukunun gözetilerek, aynı ortak alanları dostça paylaşmalarını öngörür. Pratikte ise hiç bir câhiliyye toplumunda sosyal adalet tam manasıyla tesis edilemez. Arapça’da ise ilmu’l ictimâ’ diye ifadesini bulur. Toplumsal işlerin yürütülmesi ve düzenlenmesinde yetkili mercilerin etkisi bilinen bir durum olmasına rağmen; fertlerin kişilik ve inançlarının da yaşam tarzlarında etkin olduğu gerçeği bilinmektedir. İnsan sosyal bir varlıktır ama sosyal ilişkilerdeki duruşunda inanç ve ideolojiler etkindir. Müslüman da insanlar arası münasebetlerde Allah’ın rızası ve takvâyı esas almalıdır. Toplumsal meseleler çağın ve şartların değişmesiyle orantılı olarak; her çağ ve nesilde farklı görünümlerde karşımıza çıkabilir. Bu kısa nasihat ve açıklamalarımız değerlendirilirken bu gerçeğin göz önünde tutulması ve İslam’ın çağlar üstü bir nizam olduğu gerçeğinden hareketle açıklamalardan pay çıkarılmasını rica ederiz.

Âcizâne insanların problemleri olan sosyal meselelere dikkat çekmek istedik. Sosyal sorunlara karşı şuur ve bilince vesile olması umuduyla bu satırları kaleme aldık. Örneğin; toplumun eşit hakkı olan yollara araba park edilmesi ve yoldan geçişin engellenmesi veya yolun kullanımının kısıtlanması, çarşı esnafının yayaların kullanımına tahsis edilmiş kaldırımlara sattığı ticarî mallarını koyarak yayaların geçişini engellemesi yada bu sebeple kazalara sebep olması, hafta sonlarında çalgılı, gürültülü sokak düğünleri yapılması, akşam vaktinden sonra apartmanlarda gürültülü çalışma ve tadilatların yapılması vb sayısız sosyal sorunların İslam’daki karşılığı “kul hakkı” ve “zulüm”dür.

İnsanların nerede yaşarlarsa yaşasınlar ve ortak kullandıkları alanlar neresi olursa olsun, birbirlerinin hakkını gözetmemekle mükelleftirler. Kendilerine karşı yapılan bir haksızlığı hemen gören insanların, başkalarına karşı haksızlık yaparlarken de bir an düşünmeleri ve kendilerine yapılmasını istemedikleri o davranışlardan hemen sakınmaları dileğiyle…

Hakkında Yusuf Semmak

Müfessir, Edib, Mütefekkir, Araştırmacı, Yazar

BUNA'DA BAK!

Kur'an-ı Kerim Değiştirilmiş Olabilirmi, Diyenlere Cevap

KUR’AN-I KERİM DEĞİŞTİRİLMİŞ OLABİLİR Mİ, DİYENLERE CEVAP!

Günümüzde bu türden hezeyanlar maalesef ki, artmıştır. Kur’an hakkında böyle bir soruyla fikir jimnastiği olur …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

seventeen − eleven =